kategori
turkce  
- Dünyanın en fazla konuşulan 5. dili olan Türkçeye yeterli önem ve değeri veriyor muyuz? Bilgisayar yazılımlarına en uygun olan, matematiksel dizimi ve yazımı ile bülbüldili gibi tınısı ile Türkçemizi sinemize mi sarıyoruz, yoksa ayağımızın altına mı alıyoruz?
Beri gelin barışalım
Yad iseniz bilişelim*
Sevelim sevilelim
Bu dünya kimseye kalmaz
Yunus Emre
*: Bilişim kelimesinin kökeni nerelere varıyor.aşkböceği, 11.10.2008 22:22 - (aşkböceği #1770821):
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=747059songemici, 11.10.2008 22:29 - aşkböceği, 11.10.2008 22:33
- (songemici #1770822): Haddini bilmeze ne denir?aşkböceği, 11.10.2008 22:35
- d ile başlayan l ile biten orta ünsüzleri n,g olan ünlü harfleri ise i olan harikulade bi söz söylenir.songemici, 11.10.2008 22:40
- Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı:
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri,
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şasırdım merak ettim,
Dolandığımız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın "demo", sunucunun "spiker",
Gösteri adamının "showmen", Radyo sunucusunun "diskjokey",
Hanım ağanın, "firstlady" olduğuna
Şaşıranınız var mı?
Dükkânın "store", bakkalın "market", torbanın "poşet",
Mağazanın "süper", "hiper", "gross market",
Ucuzluğun, "damping" olduğuna
Kananınız var mı?
İlan tahtasının "billboard", sayı tablosunun "skorboard",
Bilgi alışının "brifing", bildirgenin "deklarasyon",
Merakın, uğrasın "hobby" olduğuna
Güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde"welcome" çıkışında "goodbye"
Okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın, "body guard",
Sanat ve meslek pirlerinin "duayen",
İtibarın, saygınlığın,"prestij" olduğunu
Bileniniz var mı?
Sekinin, alanın "platform", merkezin "center",
Büyüğün "mega", küçüğün "mikro", sonun "final",
Özlemin hasretin, "nostalji" olduğunu
Öğreneniniz var mı?
İş hanımızın "plaza", bedestenimizin "galeria",
Sergi yerlerimizi, "center room", "show room",
Büyük şehirlerimizi, "mega kent" diye
Gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın "fast food",
Yemek çeşitlerimizin "menü",
Hesabını, "adisyon" diye
Ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi "dubleks",
Üç katlı komşu evini "tripleks",
Köşklerimizi "villa", eşiğimizi "antre",
Bahçe çiçeklerini "flora" diye
Koklayanınız var mı?
Sevimlinin "sempatik", sevimsizin "antipatik",
Vurguncunun "spekülatör", eşkıyanın "mafya",
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, "sponsorluk"
Diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezisini "picnic",
Bilgisayarı "computer", hava yastığını "air bag",
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, "okey" diye
Konuşanınız var mı?
Çarpıcı önemli haberler, "flash haber",
Yaşa, varol sevinçleri, "oley oley",
Yıldızları, "star" diye
Seyredeniniz var mı?
Virvirik dağının tepesindeki köyde,
"Cafe show" levhasının altında,
Acının da acısı
Kahve içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı,
İnancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığına, talan edildiğine,
Özün el diline özendiğine,
İçi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi,
Ata sözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi,
Ninnilerimizi kaybettik,
Türkçe'miz elden gidiyor,
Dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz,
Duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı ...
Hayal meyal hatırlayıp da,
Sahip çıkanınız var mı?
YUSUF YANÇ, (Bu Şiir, Türk Dil Kurumu Tarafından Ödüllendirilmiştir.)aşkböceği, 11.10.2008 22:50 - Türkçenin Matematiksel Yapısı
http://ddi.ce.itu.edu.tr/turkce/turkce-nin-matematigi
http://www.bilimkurgu2000.com/bilimsel/BY12.aspaşkböceği, 11.10.2008 23:04 - İTÜ Dil ve Tarih Kulübü
http://www.dtk.itu.edu.tr
http://groups.yahoo.com/group/itudtkduyuru (Kurucularca kurulan grup. Şimdiki farklıdır)
http://www.facebook.com/group.php?gid=5708387182 (Kurucularca kurulan grup. Şimdiki farklıdır)
Türk Dil Tarih Kültür Birliği
http://www.tdtkb.org
http://groups.google.com/group/tdtkb.org
http://www.facebook.com/group.php?gid=25325695320
TDTKB'NİN TÜRKÇE İÇİN ÇALIŞAN GÖNÜLDAŞLARINDAN BAZILARININ FACEBOOK GRUPLARI
Üniversite Toplulukları
Marmara Üniversitesi Türk Kültürü Kulübü
http://www.facebook.com/group.php?gid=20659079072
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türk Tarih Kulübü
http://www.facebook.com/group.php?gid=9008445785
İstanbul Tıp Fakültesi Türk Tarihi ve Sanatları Kulübü
http://www.facebook.com/group.php?gid=5944865958
Yıldız Teknik Üniversitesi Tarih ve Medeniyet Kulübü
http://nl.facebook.com/group.php?gid=21553801140
Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Dil ve Tarih Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=19532266656
http://www.facebook.com/group.php?gid=8042512659
Süleyman Demirel Üniversitesi Türkçe Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=7891242742
Bilkent Üniversitesi Milliyetçi Düşünce Kulübü
http://www.facebook.com/group.php?gid=20026081928
Bilkent Üniversitesi Türkçe Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=13171315327
Bilkent Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=12113950593
Ankara Üniversitesi DTCf Dil ve Tarih Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=6783737066
ODTÜ Türk Dil Tarih Kültür Kulübü
http://www.facebook.com/group.php?gid=6651115886
ODTÜ Avrasya Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=20497120572
Yeditepe Türk Dili ve Kültürü Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=5703323493
Yeditepe Üniversitesi Tarih Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=6217749907
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Türk Dil ve Edebiyat Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=7678411506
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Türk Kültürü Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=16000929317
ODTÜ Tarih
http://www.facebook.com/group.php?gid=7691960114
Dernek ve Platformlar
TürkCAN Türkçemizi Canlandırma Derneği
http://www.facebook.com/group.php?gid=5168316903
Vatanbir Vatan ve Hürriyet Birliği
http://www.facebook.com/group.php?gid=13209980091
Sinanoğlu.NET
http://www.facebook.com/group.php?gid=6292176885
Yeniden 1919 Derneği
http://www.facebook.com/group.php?gid=5523333196
Türk Dünyası Gençlik Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=9190076814
http://www.facebook.com/group.php?gid=8920534919
Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Topluluğu (TUİSAT)
http://www.facebook.com/group.php?gid=25985852827
İstanbul Şehri Kültür Tarihi Araştırmaları Merkezi
http://www.facebook.com/group.php?gid=22338320084
"Türk"çe Dünya
http://www.facebook.com/group.php?gid=6951544631
Türk Dünyası Müzik Topluluğu
http://www.facebook.com/group.php?gid=6386061391
Ankara Türk Dünyası Öğrenci Kurultayı
http://www.facebook.com/group.php?gid=12197884171
Türk Dünyası Öğrenci Kurultayı
http://www.facebook.com/group.php?gid=9706144687
Türkçe ile ilgili Facebook Grupları
Türkçe
http://www.facebook.com/group.php?gid=18002110512
Tarih
http://www.facebook.com/group.php?gid=4953870325
Kültür
http://www.facebook.com/group.php?gid=5824639777
Türk Dünyası
http://www.facebook.com/group.php?gid=7031150294
Türk Dil Kurumu (Resmî değil)
http://www.facebook.com/group.php?gid=6156699942
Hoca Ahmet Yesevi
http://www.facebook.com/group.php?gid=22005391216
Kaşgarlı Mahmud
http://www.facebook.com/group.php?gid=20940733366
Dilimize Sahip Çıkalım Hedef 100.000 İmza
http://www.facebook.com/group.php?gid=20838566877
Türkçe ''Turkche''leşmesin
http://www.facebook.com/group.php?gid=11942974189
Türkçe'yi Koruyalım
http://www.facebook.com/group.php?gid=5337824319
http://www.facebook.com/group.php?gid=5488938962
Türkçe Dilinize Batmasın
http://www.facebook.com/group.php?gid=18422273208
Türk Demek Türkçe Demektir! Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
http://www.facebook.com/group.php?gid=8197318298
Türkçe'yi Doğru Kullanalım!
http://www.facebook.com/group.php?gid=6612879166
Türkçe Dergisi
http://www.facebook.com/group.php?gid=9778964950
Türkçe ve Türkiye için savaşmak
http://www.facebook.com/group.php?gid=7073756681
Kök TÜrkçe
http://www.facebook.com/group.php?gid=6827436929
TURKCENiN ,Divan-i Lugat it TURK ,ZAMANINDAKİ KAYIP GRAMER KiTABINI BULALIM
http://www.facebook.com/group.php?gid=5845716218
Türkoloji
http://www.facebook.com/group.php?gid=5559664445
Türk Mitolojisi
http://www.facebook.com/group.php?gid=6754690683
Büyük Türk Kültürü ve Tarihi Aşıkları
http://www.facebook.com/group.php?gid=20723406296
Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar Bulalım,
http://www.facebook.com/group.php?gid=5850617777
Depdep Sözlük
http://www.facebook.com/group.php?gid=4873324546
Onarımcılar
http://www.facebook.com/group.php?gid=5537573387
öküz türkçesi konuşanlara uyuz olanlar(chilek,phortakal vs..)
http://www.facebook.com/group.php?gid=25039306047aşkböceği, 12.10.2008 00:24 - Bir Nev- York Rüyası
'Bir yaz günü uyuya kalmışım. Kendimi, rüyamda önceleri epey vakit geçirmiş olduğum Nev-York şehrinde buldum. Aradan uzun yıllar geçmiş, 2050'li yıllara gelmişiz. Broadway 'den aşağıya yürüyüp meşhur Times meydanına vardım. Gözlerim âşinâ olduğum koskoca Amerikan sigarası, Amerikan arabası reklâmlarını arıyordu. Evet gene o kocaman, dev bina büyüklüğünde reklamlar vardı. Fakat hayret, gözlerime inanamayıp bir daha baktım. Bir ulu binanın tüm yüzünü kaplamış dev levhada, Türkçe olarak (!) Nefis Rize Çayı. İşte Hakiki Çay yazıyor. Yazının yanında lâle biçimli, ince belli, cam bardakta tavşan kanı bir çay resmediliyordu. Sadece en dipte küçücük harflerle İngilizce olarak Drink Real Tea eklenmişti.
Caddede sağıma soluma bakınarak biraz daha ilerledim. Dükkânların isimleri dikkatimi çekti. Rahat Shoes, Dilber Giyim Fashions, Sultan Ahmet Leather, World Gezim gibi yarısı Türkçe yansı İngilizce isimler çoğunluktaydı. Bir de Türkçe Merkez lâfı, iyiden iyiye İngilizce Center sözcüğünün yerini almış görünüyordu. Büyük, görkemli bir binanın üzerinde yanıp sönen ışıklarla Türkçe olarak Alışveriş Merkezi yazılıydı. Car Merkezi, Flower Merkezi, Furniture Merkezi, Hair Merkezi,... merkezi de merkezi... Amerika'da her yanı bir merkez lafıdır kaplamış gidiyordu.
Az ötede bir gazete dergi bayiine rastladım. Amerikan basın hayatında acaba nasıl değişmeler olmuş diye bir göz attım. Hatırladığım Amerikan dergileri yerine yepyenileri çıkmıştı. Kağıtları daha parlak, renkleri daha canlı idiler, ama garip, galiba hepsi Türk dergileri idiler, çünkü adlan Güncel, Hareket, Vurgu, Hanım kız, Görüntü gibi Türkçe adlardı. Birkaç tanesini karıştırdım. Yoo, bunlar Amerikan, İngiliz dergileri idi. Ancak içlerinde kullanılan dil çok tuhaftı. Mesela, İngilizce güzelim Media lâfı dururken pek sık Basın-Yayın sözü geçiyordu. Bir de Türkçe Seçenek lâfına anlamlı anlamsız ne çok rastlanıyordu öyle. Pek açık seçik, keskin bir sözcük olmamakla beraber, İngilizce Alternative'e ne olmuş sanki. Anlaşılan Amerika'da Türkçe sözcükler kullanmak moda olmuş diye düşündüm. Acaba niye? Yoksa kullananlara Anglo-Sakson oldukları için bir aşağılık duygusu mu gelmişti? Nasıl olur? Daha yüzyıl önce büyük bir devlet olan Amerika'ya, onun da kökeninde olan eski İmparatorluk İngiltere'sine nasıl aşağılık duygusu gelirdi. Belli ki bu Türkçe sözcüklerle bazı yazarlar kendilerine bir üstünlük havası vermeye çalışıyor, bazıları da pek iyi kavramadıkları konularda halklarının anlamadığı yabancı Türkçe sözcüklerin arkasına saklanıyorlardı.
Böyle düşüncelerle dolaşıp dururken yorulmuşum. Üstünde Jimmy's Kahvehanesi yazılı, şemsiyeli masalar sokağa taşmış sakin bir yer gördüm, gidip bir masaya oturdum. Gelen görevli Türk olduğumu öğrenince arsız arsız sırıttı, bir iki kelime Türkçe bildiğini gösterme çabasına girişti. Kola yokmuş, ithal malı soğuk bir Susurluk marka ayran getirdi.
Ayranımı içip dinlenirken yandaki masalar dolmağa başladı. Pek yer kalmamıştı. Tart? o sırada genççe, iyi giyinmiş, efendi görünüşlü, belli ki onurunu yitirmemiş biri masama yanaştı. "Affedersiniz yer kalmamış buraya oturabilir miyim?" dedi. "Hay hay, buyurun" dedim. Oturdu. Kahvesi gelirken havadan sudan konuşmaya başladık. İrlanda asıllıymış. Anası babası kendisi okul çağındayken Amerika'ya göç etmişler, okuyup doktor olmuş. Bilimden, tıptan, sonrada edebiyattan epey sohbet ettik. En sevdiği yazar 1970'lerde güzel sahne oyunları yazmış olan İrlandalı Brian FrieVmış. Onun Tercümeler adlı bir oyunundan bahsetti. İngilizlerin İrlanda'yı işgal ettiği zaman yaptıklarını temsil ediyormuş. Özellikle İrlandalıların kendi köklü, İngilizce'den çok daha eski, zengin dilleri Gaelik'i yok edip yerine İngilizce'yi koymakla İngilizlerin nasıl İrlanda'yı sonsuza dek boyundurukları altında tutmak istediklerini anlatıyormuş. O ara lâfa karıştım. "Özür dilerim ama bir şey soracağım. Buraların yabancısıyım; gelince dikkatimi çekti. Dükkân levhaları, dergi adlan falan hep Türkçe olmuş; Amerikan dilinde birçok Türkçe sözcük kullanılıyor. Kırk yıl önce gene gelmiştim. O zaman hiç böyle bir şey yoktu bu nasıl oldu? Amerika'ya ne olmuş böyle?" dedim. Biraz durdu, yüzünü hüzünlü bir ifade kapladı. "Ah sorma" dedi. "İrlanda'nın 150 yıl önce başına gelen şimdi de Amerika'nın başına gelmeye başladı. Şu farkla ki, bu sefer Türkler (Türk olduğumu fark etmemişti anlaşılan) aynı işi yaptırıyor. Biliyorsunuz 21. yüzyılın başlarında Bağımsız Türk Devletleri Topluluğu dünyada büyük bir iktisadi güç oluşturdular. Kendi zengin hammadde ve neft yağı kaynaklarına sahip çıktılar. Yetiştirdikleri çalışkan ve atılgan gençlik kendi dil, tarih ve derin Asya kültürüne sarılıp ondan aldıkları manevi güçle bilim ve teknikte de çok ileri gittiler. Çeşitli Asya, Orta-Doğu ve Güney Amerika ülkeleri ile sıkı sınaî, ticarî ilişkiler, yeni gümrük birlikleri kurdular. Onlar zenginleştikçe Avrupa ve Amerika gerilemeye devam etti. Biliyorsunuz, zaten 20'inci yüzyılın sonlarına doğru bu batı ülkeleri iyice bunalıma girmişti. Toplum hayatı, aile ve iş ahlâkları, insan ilişkileri kalmamıştı. Zaten hep başkalarının hammadde kaynaklan ve tüketim pazarlarıyla ayakta duruyordu. "Evet" dedim, "eğitim düzenleri ve gençlikleri de bozulmuştu." Devam etti: "Türk elleri zenginleştikçe, haysiyetlerine sahip çıktıkça dünyadaki itibarları arttı. Her ülkede bol bol Türk TV dizileri, Türk filimleri seyredilmeye, her yanda avaz avaz Türk müziği duyulmaya başlandı. Türkler batıdan öğrencilere burs vermeye, kendi evrenkentlerinde okutmaya başladılar. Bunu yaparken öğrencilerin Türkçe öğrenmesini şart koşuyorlardı".. "Evet" dedim. "Daha önce Japonlar da böyle yapmıştı".
Yeni İrlandalı dostum (adı Collin'miş) önündeki Türk kahvesinden bir yudum içti. Bir süre sustuk. "Buraya kadar iyi" dedi, "bundan sonrası acıklı. İrlanda'nın başına gelen bu sefer Amerika'nın başına gelmeye başladı"... "Nasıl olur?" dedim, "Türkler Amerika'yı işgal etmedi ki"... "Aa!" dedi, "işte onun için daha da tehlikelisi oldu."... Merakla yüzüne baktım. Görevliden bir su istedikten sonra anlatmaya devam etti:
"Türkler önce Amerika'da azınlık için bütün derslerin Türkçe olarak öğretildiği Türkçe okulları açtılar fakat az sonra Amerikalı veliler de çocuklarını bu okullara göndermeye özendiler. Bu pahalı Türk okullarına gidenler, adeta ayrı bir kültüre sahip, kendilerini imtiyazlı gören bir sınıf oluşturdular. O ara dünyada Japonca, Çince, Türkçe gibi dillerin önemi gittikçe artmaktaydı. Alışılagelmiş Amerikan okullarında (lise olsun, evrenkent olsun) eğitim dili İngilizce olmaya devam ediyordu ama, bu yeni önemli yabancı diller de ayrıca yabancı dil derslerinde, özel yaz kurslarında pek âlâ yeterince öğretilebiliyordu. O günlerde eğitim düzeni başarılı olmaya başlamıştı. Gene de yabancı Türk okullarına rağbet artıyor, özenti körükleniyordu. Derken, tam kırk yıl önce en iyi bir özel Amerikan okuluna, mâli durumu tam bozulmuşken, aniden 10-15 Türk, Kazak, Kırgız öğretmen geldi. Okulun o mâli sıkıntısı arasında nasıl döviz bulduğunu bir iki kişiden başka kimse merak etmedi. Ertesi yıl okulun eğitim dili (tüm dersler) Türkçe'ye değiştirildi. O zaman için bu çok çarpıcı bir olaydı. İlk kez bir milli Amerikan okulu bir yabancı Türk Misyoner okuluna benzetiliyordu..."
Burada Collin'in sözünü kestim: "Ne olacak? Amerikan çocukları böylece Türkçe'yi daha iyi öğrenmiş olur."
Collin öfkelendi: "Öyle şey olur mu? Yabancı dil öğretmenin böyle bir yöntemi yoktur. Çocuk aynı anda zaten zor olan fiziği mi öğrensin, Türkçe'yi mi? İkisini de öğrenemez; sadece ezberci olur. Kendi dilinde düşünemeyen, her an dolaylı da olsa kendi dil ve kültürünün değersiz olduğu kendisine telkin edilen çocukta kimlik, benlik, haysiyet duyguları nasıl gelişebilir?"..
"Doğru diyorsunuz" dedim, "zaten birkaç sömürge hariç böyle bir eğitim düzeni ya da yabancı dil öğretme yöntemi hiçbir aklı başında ülkede yoktur. Ama, öyle birkaç acayip okuldan ne çıkar? Daha pek çok olağan Amerikan okulları var ya?"
Collin, "ne kadar anlayışaşkböceği, 12.10.2008 00:55 - Collin, "ne kadar anlayışsız bu adam ", der gibi bir havaya büründü. Bir nefes alıp açıklamaya çalıştı. Anlaşılan bu konu İrlandalı geçmişiyle de bağlantılı olarak onu derinden tedirgin ediyordu:
"İş o kadarla kalmadı" dedi, "Amerikan Eğitim Bakanlığı birkaç yıl içinde sessiz sedasız, eğitim dili Türkçe olan yüzlerce okul açtı, arkasından bir kaç da böyle evrenkent. Türkler bu ayrıcalıklı evrenkentlere özellikle yardımlar yaptılar. Sonunda gerçek Amerikan okulları ikinci sınıf durumuna düştüler; bu sefer onlar da, bizim eğitim dilimiz de Türkçe olsun demeğe başladılar. İşin kötüsü bu haince "kültürel soykırım" oyunu Amerika'ya oynanırken kimseden ses çıkmıyor, herkes Amerika'da baş gösteren iç karışıklıklardan, kısa vadeli maddi çıkarlardan başka bir şey düşünemiyordu."
"Tabii" dedim, "bu yabancı eğitim hastalığı hızla arttıkça Amerika'daki bilim, teknik, edebiyat seviyesi çok düşmüştür. En kötüsü de, kendine ve kendi toplumuna güveni olmayan, her şeyi Türklere yalvarmaktan bekleyen, temel sorulan sormasını, çözüm getirmesini bilmeyen nesillerin yetiştirilmesi olmuştur. Değil mi?"
Collin, hüznü artarak (belli ki ülkesine bağlı, yanılmamışım onurlu bir insandı) "evet" dedi, "sonuç olarak Amerika'nın yaratıcılığı, üreticiliği, tabii sonra da dünyadaki itibarı kalmadı. Yabancı, Türkçe eğitim dili okullardan yetişenler genellikle ya gezimcilik rehberi, ya Türk şirketlerine acenta oldular. Ufak tefek iş yerleri açanlar da başlıca marifetleri yüzeysel bir Türkçe bilmekten ibaret olduğu için, o marifetlerini gösterme iştiyakıyla, iş yerlerine yan Türkçe levhalar astılar."
"Yazık" dedim, "Amerika bilime, tekniğe, tıbba büyük katkıları bulunmuş bir ülkeydi. Bu hallere mi düşecekti?" Verdiği izahat için kendisine teşekkür ettim. Sonra da biraz olsun maneviyatını tazelemek için "üzülmeyin" dedim, "sizin gibi bilinçli, ülkesinin, insanlarının geleceğini, haysiyetini düşünen fertleri oldukça, bir toplum yeniden yeşerir. Yılmayın, doğru bildiğiniz yolda devam edin." Bana insancıl gözlerle baktı.
Vakit epey gecikmişti. Kalktım, el sıkışıp ayrıldık. Dışarı çıktığımda sokaklar işlerinden çıkanlarla iyice dolmuştu. Caddeler, kavşaklar beş dakikada ancak bir iki metre ilerleyebilen arabalar, simsiyah dumanlar çıkaran kırık dökük otobüslerle tıkanmıştı. Tozdan, dumandan göz gözü görmüyordu. Boğulacak gibi oluyor, pis havadan nefes alamıyordum. Hatırladığım eski Nev-York'ta kalabalık olur, ama bu derece düzensizlik olmazdı.
Aklıma yeraltı treni geldi. Bu durumda ancak onunla bir yere gidebilirdim. Yedinci cadde ile otuz dördüncü sokaktaki girişi aradım. Yoktu. Eskiden olduğu köşeye yeni bir araba parkı daha yapılmıştı. Köşede arabaların arkasında karşıya geçme fırsatı bekleyen bir genci gördüm. Bir evrenkent öğrencisine benziyordu. Kızgın bir hâli vardı. Yanaşıp yeraltı trenini sordum. "Ne treni be!" dedi, "onlar tam kırk yıl önce sökülmüş, haberiniz yok mu?" "Buralarda yoktum" diye mırıldandım "yeraltından rahatlıkla gelinir gidilirdi. Niye sökmüşler ki?" "Ne olacak" dedi, "şu Türklerin danışmanları: Trenin modası geçti. Araba demokrasidir, deyip söktürmüşler. Tabii kendi arabaları burada daha çok satılsın diye! Şimdi işte gördüğünüz gibi arabası olan da perişan, olmayan da." Ve yanımdan bir hışımla uzaklaştı. Gördüklerim, işittiklerim beni iyiden iyiye şaşırtmış, bir hayli de üzmüştü. Kendi kendime "Allah Allah" dedim, "bizim millet böyle fena değildi. Tarihi boyunca gittiği yerlerde insanlık öğretmiş, kimsenin diline, dinine, kültürüne dokunmamış, hep birbirinin gırtlağında olan değişik kavimler arasında bile barışı sağlamıştı. Acaba ne oldu? Törelerinde hangi etkilerle böyle köklü değişiklikler meydana geldi?" diye düşünürken, çırpınarak, ter içinde uyandım: ,
-"Aa, iyi ki rüyaymış!"
''Oktay Sinanoğlu'nun Bye Bye Türkçe / Bir Nev- York Rüyası adlı kitabından alıntıdır.''aşkböceği, 12.10.2008 00:56 - Temel Rekorlar
En uzun kelime:
muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebilecekleri mizdenmişsinizcesine
(70) (Açıklama sayfanın altında.)
TDK'daki en uzun kelime: kuyruksallayangiller (20)
En uzun palindromik kelime: esneyemeyense (13)
Tersten okunduğunda da anlamlı olan en uzun kelime: ıralamamalara,
aralamamaları (13)
Art arda çifter çifter en çok harf bulunduran kelime: maatteessüf (4)
En uzun bir sesli bir sessiz giden kelime:
mücadelecileşiveremeyebileceğimizin (35)
Harf tekrarı içermeyen en uzun ekli kelime: hüpletiyormuşsanız ve
hödükleşmiyorsanız (18)
Harf tekrarı içermeyen en uzun eksiz kelime: konseptüalizm (13)
Sadece bir harfi farklı olan en uzun eksiz kelime çifti: mahrumiyet,
mahkumiyet (10)
Alfabemizin ilk 14 harfi ile yazılan en uzun kelime: affedicideki (12)
(İsmet Keskinsoy)
Alfabemizin son 14 harfi ile yazılan en uzun kelime:
tutuşturtuşumuzunmuş (20)
En uzun kısaltma: İYSSKSİİD (9)
(İş Yerinde Sağlık, Sağlık Korunması ve Sigorta İle İlgili Danışma
(Komitesi). Kaynak: Kısa Adlar ve Kısaltmalar Sözlüğü - A.Aysan,
S.Tuncay, İ.Gönülal)
En çok anlamı olan kelime: çıkmak (İsmet Keskinsoy)
(TDK'da 58 anlamı sayılmış)
Aynı kökene sahip olup en çok farklı şekilde kullanılan kelime: hakan,
han, kaan, kağan (4)
Farklı köklere sahip olup en çok anlamı olan kelime: karın (4)
(Dört anlamı: kar kelimesinin 1.tekil şahıs iyelik hali, karmak
fiilinin 2. çoğul şahıs emir hali, karı kelimesinin 2. tekil şahıs
iyelik hali, karın kelimesi.)
En çok anlamdaş: tuvalet, ayakyolu, memişhane, apteshane, kenef, hela,
yüz numara, kademhane (8)
Bir harfi en çok içeren kelimeler:
alafrangalaştıramayacaklardansalar (13)
beybabalaşabilen (4) (İsmet Keskinsoy)
seccadecileşecekmişsinizcesine (5) (Cihan Altay)
çiçekçiymişçesine (4)
didindirdiklerimizdendir (6)
gelenekselleştiriveremeyebileceklerdenseler (15)
gepgergin (3)
dağdağasızlığa (3)
hahhah (4) (İsmet Keskinsoy)
sıkıntısızlaştırıcılığınızın (11)
kişiliksizleştiricileştiriverebileceklerimizdenmiş sinizcesine (16)
(Cihan Altay)
janjan (2) (Ferit Öztürk)
kikirikleşecektik (5)
tellallaşılabilmeli (7) (Metin Örsel)
mükemmelleşemememmiş (7)
anneanneninkininsin (9)
otokontrolsüzleşiyor (5) (Metin Örsel)
hötöröf (3) (Ferit Öztürk)
muharrirleştirivermişlerdir (7) (İsmet Keskinsoy)
hassasiyetsizleşseymişsin (6) (İsmet Keskinsoy)
şişikleşmişmiş (5)
tattırttıktan (6)
unutturuculuğumuzunmuş (10)
düşündürttürücülüğümüzünmüş (11) (İsmet Keskinsoy)
verevleşivermek (3) (Metin Örsel)
yayımlayamayayım (5)
lezzetsizleşemezseniz (5) (İsmet Keskinsoy)
Harf Sayıları
2 harften oluşan en uzun kelime: ememememe (9)
3 harften oluşan en uzun kelime: yamayamamaya, yamayamamama (12)
4 harften oluşan en uzun kelime: mayalayamamamla (15)
5 harften oluşan en uzun kelime: mayalayamamalıyım (17)
İçindeki her harf birden fazla geçen en uzun kelime:
serserileşememişlerse (21)
İçindeki her harf tam ikişer kez geçen en uzun kelime: kükürtatarının (14)
(kükürtatar: kükürtlü buhar çıkaran ve üzerinde kükürt biriken alan)
İçindeki bütün harfler ya bir ya da iki kez geçen en uzun kelime:
törpüleyemiyormuşsanız (22)
İçinde en çok sayıda farklı harf bulunduran kelime:
gölcükleştiriyormuşsanız (20) (İsmet Keskinsoy)
Sesliler Ve Sessizler
Sesli / sessiz oranı en yüksek kelime: aile, iade (3/1)
Sessiz / sesli oranı en yüksek kelime: sfenks, sprint (5/1)
Ardarda en çok sesli: suiistimal, maaile (3)
Ardarda en çok sessiz: angström (5)
Bir seslinin bir kelimede en çok kullanımı (başka sesli yok):
badanalayamayacaklardansalar (12)
Bir sessizin bir kelimede en çok kullanımı (başka sessiz yok):
anneannenin (6)
Sadece birer harfleri farklı olan ve aynı eki taşımayan en çok kelime:
3 harfli: ban, can, çan, dan, fan, han, kan, lan, pan, san, şan, tan,
van, yan, zan (15) (Ferit Öztürk)
4 harfli: kaba, kaça, kafa, kaka, kala, kama, kana, kapa, kara, kasa,
kaya, kaza (12)
5 harfli: kabın, kaçın, kadın, kalın, kapın, karın, kaşın, katın,
kayın (9)
(kabın: kap + tamlayan eki; kapın: kapı + iyelik eki; katın: katmak
eylemi 2. çoğul kişi emir kipi.)
6 harfli: sarmak, sarmal, sarmam, sarman, sarmaş, sarmaz (6) (Ferit
Öztürk)
7 harfli: çekinik, çekinim, çekinin, çekinip, çekinir, çekiniş,
çekiniz (7) (Ferit Öztürk)
En çok anagram:
3 harf: aks, ask, kas, sak (4)
4 harf: aksı, asık, askı, ıska, kası, kısa, sakı, sıka (8)
5 harf: çakır, çarık, çarkı, çıkar, çıkra, çırak, kaçır, kıraç, arkçı,
ırkça (10)
(Son iki kelimeyi İsmet Keskinsoy gönderdi.)
6 harf: kelime, ekilme, eklemi, melike, kileme, ekelim, emekli,
ekimle, ekmeli, lekemi (10) (Ferit Öztürk)
7 harf: akıldır, aklıdır, alırdık, darılık, kaldırı, kalırdı, kıladır,
kılardı, lakırdı (9) (Cihan Altay)
Harf sırası:
Harfleri sıralı olan en uzun kelime: dekorsuz (8)
(Bu rekor, TZV Oyun'99 Yarı Final sınavında soru olarak çıktı.)
En çok sessiz harfi sıralı olan kelime: bıçaklamanız (7)
Harfleri ters sıralı olan en uzun kelime: Soğdca (6) (İsmet Keskinsoy)
En çok sessiz harfi ters sıralı olan kelime: yatırmak (5)
Harfleri sıralı olan en uzun cümle: Aç değil mortuz. (13) (Murat Kipel)
Harfleri ters sıralı olan en uzun cümle: Vur, on mıh feda! (12) (Murat
Kipel)
Atasözleri ve deyimler:
En uzun atasözü: Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince
yağ oldum sanır. (57)
En kısa atasözü: Aç ayı oynamaz. (12)
En uzun sıfat-deyim: huyu huyuna suyu suyuna uygun (25)
En uzun fiil-deyim: Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak
(42) (Ferit Öztürk)
En uzun söz-deyim: Geline oyna demişler, yerim dar demiş; yer
göstermişler, yenim dar demiş. (59)
Özel isimler:
En uzun ad: Abdulmuttalip (13) (Emin)
En uzun soyad: Kocakethüdaoğullarından (23)
(Mehmet ~, Balıkesir telefon rehberinden)
En çok ad: Hasan Hüseyin Kerem Uğur Arda (4) (Erhan Büyükkahraman)
En sık rastlanan ad soyad: Mehmet Yılmaz
En sık rastlanan aynı ad soyad: Yılmaz Yılmaz
(Son iki rekor için kaynak ÖSYM'nin veritabanıdır.)
En uzun il adı: Afyonkarahisar (14)
En uzun ilçe adı: Şereflikoçhisar (15) (Necmettin)
En uzun cadde, sokak adı: Profesör Doktor Muammer Aksoy Caddesi (26)
(Ege Or)
(Ankara-Bahçelievler eski 2. Cadde.)
Başka bir dilde farklı bir anlamı olan en uzun sözcük:
Almanca: kalender (8) (Almanca'da "takvim") (İsmet Keskinsoy)
Fransızca: piller (6) (Fransızca'da "yağmalamak")
İngilizce: deliver (7) (İngilizce'de "dağıtmak")
İspanyolca: rey (3) (İspanyolca'da "kral")
İtalyanca: usare (5) (İtalyanca'da "kullanmak")
Latince: hasta (5) (Latince'de "mızrak")
En uzun kelime için çıklama: Kötü amaçların güdüldüğü bir öğretmen
okulundayız. Yetiştirilen öğretmenlere öğrencileri nasıl
muvaffakiyetsizleştirecekleri öğretiliyor. Yani öğretmenler birer
muvaffakiyetsizleştirici olarak yetiştiriliyorlar. Fakat
öğretmenlerden biri muvaffakiyetsizleştirici olmayı, yani
muvaffakiyetsizleştiricileştirilmeyi reddediyor, bu konuda ileri geri
konuşuyor. Bütün öğretmenleri kolayca
muvaffakiyetsizleştiricileştiriverebileceğini düşünen okul müdürü bu
duruma sinirleniyor, ve söz konusu öğretmeni makamına çağırıp ona
diyor ki:
"Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebilece kler imizdenmişsinizcesine
laflar ediyormuşsunuz ha? ..."aşkböceği, 12.10.2008 14:51 - düzgün kullanan insanlara ciddi derecede hayranlıkla ve imrenen gözlerle baktığım, düzgün kullanmaya dikkat ettiğim dildir.dilliduduk, 12.10.2008 18:22
