kategori
ogretmen adaylari ile ibretlik arastirma  
- http://bit.ly/4ynAR2
Öğretmen adaylarıyla ibretlik araştırma
============================================================
Öğretmen adayı üniversite son sınıf öğrencileri, kendilerini “çalışkan, cesur, temiz, inançlı, hep haklı” gören İngilizlerin tarih anlatımını yanlı buldu, üstelik “yalancı, pis, hilekâr” gibi yorumlar yazdı...Metinlerin aslında Türk ders kitaplarından alındığı açıklanınca ise bir kısmı, “İngiliz'e yakışmıyor ama bize yakışır” diyerek şaşırttı.
============================================================
Türk ders kitaplarından alınan metinlere Türk yerine İngiliz, Müslüman yerine Hıristiyan, “akıncılar” yerine “şövalye” yazıldı, öğretmen adaylarına fikirleri soruldu, sonuçta ortaya traji komik bir tablo çıktı. Milliyet'ten Şükran Pakkan'ın haberine göre öğretmen adayı üniversite son sınıf öğrencileri, kendilerini “çalışkan, cesur, temiz, inanç-lı, hep haklı” gören İngilizlerin tarih anlatımını yanlı buldu, üstelik “yalancı, pis, hilekâr” gibi yorumlar yazdı. Metinlerin aslında Türk ders kitaplarından alındığı açıklanınca ise bir kısmı, “İngiliz’e yakışmıyor ama bize yakışır” diyerek şaşırttı.
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Yücel Kabapınar’ın “Ötekiler üzerinden bizi değerlendirmek” başlıklı çalışması, “Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sosyal bilimlerin, tarihin metodolojisi ve dersin öğretim amaçlarına ilişkin görüşleri” adıyla yayımlandı.
Araştırmaya adı etik nedenlerle gizli tutulan iki ayrı üniversitenin “sosyal bilgiler öğretmenliği” dördüncü sınıf öğrencisi 140 öğretmen adayı katıldı. Araştırma için sosyal bilgiler ve tarih ders kitaplarından üç kısa metin seçildi ve metinlerde geçen sözcüklerde değişiklikler yapıldı. Türk yerine İngiliz, Müslüman yerine Hıristiyan, “akıncılar” yerine “şövalye”, “Batılı yazarlar” yerine “Doğulu yazarlar” yazıldı.
Düzenlenen metinlerin altına da hayali İngiliz yazar isimleri konuldu. Ardından öğretmen adaylarına “metni tarih-sosyal bilgiler öğretiminin niteliği ve sizde uyandırdığı duygu ve düşünceler açısından değerlendiriniz” denildi.
İşte metinler
Katılımcılara verilen metinler değiştirilince ortaya şu örnekler çıktı:
- “İngiliz’in zaten mevcut olan cesaretine, Hıristiyan dini ayrı bir kuvvet katmıştı. İngiliz ordusu daima savaşa hazırdı. Yorulmak bilmezdi. Müslümanların üç günde aldıkları bir yolu, bir gecede alırdı. Yüz Müslüman’ın on bin İngiliz’den daha fazla gürültü yaptığını Doğulu yazarlar bildirmektedir. İngiliz askerlerinin cesareti her türlü takdirin üzerinde idi.”
- “İngilizler tarihin tanıdığı en cesur insanlardır. Ulusumuz bu cesareti sayesinde tarihte önemli yere sahip büyük devletler kurmuş ve birçok milleti uzun yıllar egemenliği altına almıştır. İngilizler bağımsızlığına düşkün insanlardır. Bağımsızlığı tehlikeye düştüğü zaman kimseden korkmaz.”
- “İngilizler hile ve yalanı sevmezler. Başkalarını aldatmazlar. Açık sözlüdürler. Doğru bildiklerini söylemekten hiç çekinmezler. Başkalarının haklarına saygılıdırlar. Dostlarına olduğu kadar düşmanlarına da dürüst davranırlar. Çünkü İngilizler doğru olmanın gereğine inanmışlardır.”
- “İngiliz ulusu temizliğin Hıristiyan dininden geldiği inancı içindedir. Bu inançla çevresinin, evinin ve işyerinin temizliğine önem verir. Vücut temizliğine önem verdiği kadar çevre temizliğine de önem verir.”
‘Tamamen yanlı’
Öğretmen adaylarının yüzde 60’ı metinleri tarih öğretimi açısından uygun bulmadı, böylesi metinlerin ders kitaplarında kullanılmaması gerektiğini söyledi. Beğenmeme gerekçesi olarak “tamamen yanlı, taraflı olduğu”, “kendi milletlerini üstün tutup yücelttikleri”, “diğer milletlere karşı önyargılı oldukları”, “Müslümanları aşağıladıkları”, “milli/dini duyguları vermede aşırıya kaçan bir metin olduğu” söylendi. 14 öğretmen adayı ise metnin Türk ders kitaplarındaki anlayışa benzediği gerekçesiyle metinleri beğenmedi, İngilizler için dile getirilen özelliklerin Türk ders kitaplarında yer aldığını da belirtti.
Öğretmen adaylarının yüzde 27.2’si ise, ders kitaplarında böylesi metinlerin varlığını olağan buldu. Bazı öğrenciler ise “Yetiştirdiğiniz öğrenciler geleceğin askerleridir. Bu yüzden de gereğinden fazla abartarak bir milletin kendini yükseltmesi olağan bir şeydir” gibi yanıtlar verdi.
‘İngilizlere yakışmıyor ama’
Anketler toplandıktan sonra öğrencilere metinlerin aslında Türk ders kitaplarından alındığı açıklandı. Öğrencilerin bir kısmı, “Bu tanımlamalar İngilizlere yakışmıyor, ama bize yakışıyor” dedi. Bazıları ise “Aa bunlar bizim kitapta var mı?”, “Ben zaten tahmin etmiştim” ve “Bizi kandırdınız” gibi tepkiler verdi.
Ankette, akıncıların yerine şövalye yazılınca öğretmen adaylarının görüşleri değişti.
Öğretmenler yorumlara ne yazdı?
- “İngilizlerin temizlikleri şüphe götürmez bir yalandır. Çünkü Ortaçağ’da su ve sabunun insanı öldürdüğünü savunan insanların (tamam şimdi temiz olabilirler) tarihsel gelişim sürecinde temiz oldukları yıl sayısı 150 yılı geçmez.”
- “İngilizler bence doğru sözlü değil yalancı bir millettir...”
- “İngilizler için önyargılıyım. Çünkü Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye Cumhuriyeti’ne çektirdiği açısından.(...) Bu metne göre yazarsam, cesur değillerdir...”yorguntalebe, 28.09.2009 13:02 - konuyla alakası cok yok ama birazdan milli eğitim bakanı yanımızda olacaknobetci eczahane, 28.09.2009 13:11
- düşün ki böyle öğretmenlerden nasıl öğrenciler çıkacak. gelecek için kaygılıyım.saila toron, 28.09.2009 22:14
- (saila toron #1855480): haklısınız ciddi bir sorun nasıl öğretmen olacakları. ama bundan daha önemlisi bu araştırmanın diğer bölümlerdeki öğrenciler üzerine yapılmasıyla çıkacak sonuçtur.?!?! farklı olacağını iddia ediyorsanız diyecek bir şey yok.satırindirgenmişsıralıeşelonmatris, 28.09.2009 23:00
- (saila toron #1855480): öğretmenleri yetiştirenler de öğretmenler değil mi:)
ders kitaplarında abartı olmasını normal aslında. ilkokuldan beri neredeyse 20 yıl 25 yıl aynı metinler aynı söz dizileri okuna okuna da abartıya alışılıyor. öğretmenlere de kolay geliyor böylesi. aynı süreçlerden geçmiş öğrenciler sonuçta onlar da. ezberci eğitimi kırmak, olaylara biraz dışardan bakabilmeyi sağlatmak hem kendine hem öğrencilere, zor. önünde yazılmış ders kitabı var, atanana kadar zaten canı çıkmış, kendi aldığı eğitim de ne derece gelişmesine katkıda bulunmuş tartışılır vs.vs.vs.
böyle bir döngü işte..notorious, 28.09.2009 23:02 - ögretmenlik kutsal bir meslek , eski türk filmlerinde görürüz hep sokaktan bir ögretmen geçse tüm ahali saygıya gecer, selamlar, her türlü derdine devada direkt onun kapısını çalarmış... şimdilerde bırakın ahaliyi sınıftaki ögrenci bile kendisine kafa tutuyor,bazen sokakta kıstırıyor,hırpalıyor , ögretmenin gecim derdini anlıyorum aslında - bir devletin yapacağı ilk ekonomik icraat bence ögretmenlerin maddi meselelerin altında ezilip asıl işini unutmasına engel olmak diye düsünüyom- ama benim tasavvur ettiğim ögretmen profili idealist şartlar ne olursa olsun bu işe gönlünü vermiş er kişidir... yazacak çok şey var ama lafla peynir gemisi yürümüyor işte...nobetci eczahane, 28.09.2009 23:27
- (nobetci eczahane #1855492): en çok sorgulanması gereken şeyleri kutsal ilan ediyorsunuz ya, şaşıyorum doğrusu.jimmy the exploder, 29.09.2009 01:11
- (satırindirgenmişsıralıeşelonmatris #1855489): farklı olması değil ama öğretmenlerin stratejik bir meslek olarak sonraki nesilleri yetiştirecek olması problem.saila toron, 29.09.2009 07:30
- (notorious #1855491): evet öğretmenleri de öğretmenler yetiştirdi. ancak elbette 12 eylül'ün burada önemli bir ağırlığı olduğunu ve insanların görüşleri üzerinden de silindir gibi geçtiği, herşeyi şekillendirdiği unutulmamalı. ki 20-25 yıl derken siz de bunu kastediyorsunuz sanırım.saila toron, 29.09.2009 07:32
- ben bu arastirmanin en onemli sonucu olarak, toplumca ne kadar riyakar oldugumuzu goruyorum kendi adima. goruslerimizin ne kadar ben-merkezcil oldugunu bir tokat gibi yuze vuruyor. hele hele bunun gelecek nesilleri sekillendirecek ogretmenlerin arasinda kendine yer bulmus olmasi cok daha uzucu.
memleketimizin kalkinmasinin onundeki en onemli engel ; bu sekilde, secilemeyecek ozelliklerimizden (irk-dil-din) dolayi yersiz bir gurura kapilip, empati duygumuzu yitirip, farkliliklardan nefret etmek ve gecmisin suslu hayalleri ile avunmaya calismak bence. fasist yonetimlerin de toplum uzerindeki en onemli kozlarindan biri bu. bunu kirmanin da yegane yolu aile icinden baslayip, okulda devam edecek olan bir egitim sureci.
gelin gorun ki bizim baliklar bastan kokmus iste..yorguntalebe, 29.09.2009 07:50 - (jimmy the exploder #1855495): bense senin yorumuna hiç şaşmadım...
hayatının önemli bir bölümü ögretmenler ve ögrenciler arasında gecmiş, gönüllü eğitmenlik-ögretmenlik yapmıs biri olarak ögretmenlerin sorunlarını,arzularını,bunun yanında ögrencilerin iç dünyalarını,sıkıntılarını,isteklerini yakından müşahede ettim,gördüm ,iyi biliyorum... burdaki coğu kişi de problemleri,sıkıntıları neyin nasıl düzeltileceği konusunda da fikir sahibidir
ama sen hala çıkıp ögretmenlik kutsaldır cümlesinden değişik manalar cıkartıyorsan senle zaten paylaşacak,tartısacak hiçbir nokta göremiyorum ,kendi istikametinde sana yolun acık olsun demekten baska sözüm olmaznobetci eczahane, 29.09.2009 22:51 - (nobetci eczahane #1855492): öyle olmuyor malesef. şartlar öyle hale getirilmiş ki, sadece öğretmenin şahsi maddi sıkıntıları değil, başka problemler de var. okulun yakacak, temizlik, hademe, okul gereci ihtiyaçlarını bile karşılamıyor devlet çoğu kez. müdür ne yapıyor, öğretmeni sıkıştırıyor veliden topla diye, yoksa işler yürümeyecek. öğretmen tahsilatçı konumuna düşürülüyor. camilere elektrik, su bedava verilirken okullardan sakınılıyor. hatta öğretmenlerin kimileri ücretli getirtiliyor, kadrolu öğretmenlik rafa kaldırılmak isteniyor. devletin saygı duymadığı öğretmene veli de öğrenci de saygı duymuyor elbette. eh, bundan sonra istediğin kadar idealist ol, yapacak şey kalmıyor.saila toron, 29.09.2009 23:13
- öncelikle bu düşünüş biçimi ya da tavır türkiye de yaşayan insanların çoğu için geçerli. yani sadece öğretmenlere ya da öğretmen adaylarına mahsus değil. çocuklar örneklem olarak türkiye'yi yansıtmışlar hepsi bu. diğer taraftan kitaplarda bulunan ifadeler konusunda bir şey söylenmemiş. ki o kitapların dolayısıyla eğitim programının o çocuklarla hiç ilgisi yok. programı meb de ki program geliştirmeciler hazırlar bu doğrultuda çeşitli yayınlar ya da komisyon kitapları yazar. hani hırsızın hiç mi suçu yok misali...
ayrıca arkadaşların belirttiği gibi sonuçta mevcut eğitim sisteminin bir ürünü bu durum. söylenecek çok şey var aslında ama öğretmenlere topu atmak kesinlikle çözüm değil.
eğitim programcılara gelince atanmış insanlar ve yetki kimdeyse onun onaylayacağı programlar hazırlıyorlar.
sonuçta olay onlarıda öğretmenler yetiştirdiye bağlanırsa ironik bir şekilde ülkede ki tüm sorunlarda aynı sebebe bağlanabilir.
öğretmenim, elim kolum bağlı ne anlat ne öğret diyorlarsa onu öğretiyorum. serbest olduğum tek nokta ise kısmen öğretme şeklim onun bile kalın çizgileri var.....satırindirgenmişsıralıeşelonmatris, 29.09.2009 23:47 - arkadaslar emekli bir ogretmenin cocugu olarak, bu hususlarda birinci elden bircok tecrubem var. bosuna kapismayin. her kavramda oldugu gibi ogretmenlikte de yeni yetisenlerin buyuk kismi kof maalesef :)
meslegin kendisi, yeni nesilleri ozveri ile yetistirme kavraminin kendisi ogretmenligi kutsallasiyor ama buradaki kutsallik, elestirilemezlik degil, buradaki kutsallik o idealist durus. memleketine hizmet etme istegi.
diyorum ya yeni ogretmenler kof diye, simdiki ogretmenlerin boyle bir hevesi yok. her meslek gibi "puan tutuyor" diye tercih edildigi icin, onun mesakkatlerine tahammul edebilecek insanlar degil de "devlette calisabilecegim bir isim olur" diyenler geliyor.
bakiniz, yeni ogretmenlerin bircogu, mufredati bile izlemekten aciz. onu gectim, sinifi kontrol altina alamiyorlar, sinifta duzeni saglayamiyorlar, saglamiyorlar. yani herifcioglu sinifta inisiyatif almaktan aciz.
ha bunun suclusu sadece hocalar mi? iste gecim derdi, falani-filani, dogrudur, gikim cikmaz, haklarini alamiyorlar. ama bu eskiden de boyle idi, yine de eski ogretmenler iyi-kotu bir ders disiplinine sahiptiler. simdi oyle tipler turemis ki hafsalam almiyor.
hep siyasete bagliyorum diye elestiriliyorum ama bu iste 80 darbesinin yetistirdigi neslin ta kendisi. insanlara faydali olmak icin ozverili davranmaktan habersizl, kisa yoldan zengin olma pesindeki adamin etiketini ogretmen yapmakla o adam ogretmen olmuyor. hamurunu iyi pisirmek lazim, yoksa boyle cig cig sofraya getirince, mideye oturuyor..yorguntalebe, 29.09.2009 23:53 ~ 23:55 - (nobetci eczahane #1855546):
madem sen öğretmenler ve öğrencilerle ilgili kişisel deneyimlerinden bahsettin, ben de benimkilerden bahsedeyim. öğretmenlerin sorunlarından, karşılaştıkları zorluklardan ve içinde yaşamak zorunda oldukları sosyal ve ekonomik koşullardan mı bahsediyorsun? hepsini biliyorum ve hala bunların içinde yaşıyorum. benim annem ve babam öğretmen. ben 4 yaşımdan bu yana başka öğretmenlerin, doğduğumdan beri de anne babamın öğrencisiyim. daha da uzatayım, ayrıntıya gireyim ister misin? bence kesinlikle gerek yok. çünkü konumuzun ikimizin ya da başka herhangi birinin öğretmenlik, öğrencilik ve eğitim sistemi hakkındaki deneyimleri ile ilgisi yok.
konu öğretmenlerin sorunları, ne yaşadıkları falan değil çünkü; gelecek nesilleri emanet ettiğimiz insanların nasıl düşündükleri... yani bu araştırmanın konusu olan bu öğretmenlerin kişisel olarak rahatsızlık duyacakları bir durum değil. asıl problem, gelecek nesillerin eğitilmesi yükünü ve sorumluluğunu sırtlayacak olan bu insanların; yanlı bir bakış açısıyla bir bakıma kendi ırkını, dinini ve geçmişini diğerlerinden üstün görecek(ki ben buna basitçe "ayrımcılık" diyorum, isterseniz siz sadece yanlılık deyin) ve böyle bir araştırmada düşürüldükleri mantıksal ikilemden "(iyi, güzel, övülesi özellikler)ingilizlere yakışmıyor, bize yakışıyor" gibi bir cevapla sıyrılabilecek sığlıkta insanlara dönüşecek şekilde eğitilmiş olmaları. yani eğitim sistemiyle ilgili bu durum, söz konusu öğretmenler zaten bu görüşleri savunan insanlar olduklarından, onlara soracak olursanız, onların hayat koşulları ya da öğrencileri ya da insanlığın ortak değerleri açısından hiçbir sorun teşkil etmiyor; ama bizim açımızdan onların böyle yanlı düşünen ve yanlı olduğunun farkında bile olmayan bir zihniyetle yetişiyor olmaları ve yetiştirecekleri insanlara da aynı zihniyeti benzer bir şekilde empoze edecek olmaları büyük bir sorun.
öğretmenlik değerli bir meslek, doğru. çok önemli bir meslek. ama her önemli şeyde olduğu gibi, bu işin bir hassasiyeti var. bu insanlar, gelecek nesilleri emanet ettiğin insanlar.
eminim sen de bu konuda benimle aynı fikirdesindir ki; bütün önemli, değerli görülen şeylere bir çeşit eleştirel hassaslıkla yaklaşmak gereklidir.
ama "kutsallık", bambaşka bir kavram. insanlar, kutsallıktan bahsettiklerinde kutsal gördükleri bütün şeyleri aynen "kutsal" sözcüğünün asıl kökeni olan dinleri, inançları, tanrıları algıladıkları bir duygusal hassaslıkla, çoğunlukla "dokunulmaz" olarak algılıyorlar. hassaslık kısmı doğru, ama hassaslığın yönü tamamen yanlış. önemli görülen şeye duyulan hassaslığın eleştirelliğe neden olması beklenirken tam tersine dokunulmazlık yaratıyor. belki sen daha eleştirel bir bakış açısına sahipsindir, orasını bilemem, ama bireyler üzerinden değil de toplum üzerinden değerlendirdiğinizde, bir kavramı, bir nesneyi "kutsal" ilan etmek, onu tabulaştırmak ve bütün sorgulamalara kapalı hale getirmekten başka bir anlama gelmiyor.jimmy the exploder, 30.09.2009 00:27