kategori
2007 2008 sezonu fasist saldirilari  
- Acaba “eli kanlı katiller” denmesini hakaret olarak kabul eden, ırkçı olmadıklarını, yaşanan şiddet olayların karşılıklı yaşandığını ve geçmişte kaldığını söyleyen ülkesine milletine pek düşkün olan arkadaşlarımız gerçekten değişti mi? Bir yurtseverlik, bir farklı yoldan da olsa ülkesinin iyiliğini düşünme ruh hali içindeler mi? Yoksa muhalif gençlik hareketlerinin sistemle olan demokratik mücadelelerini sağ-sol çatışmasına çekmeye çalışan piyonlar mı?
Bu başlıktaki haberleri okuduktan sonra bir daha düşünmenizi tavsiye ederim. Bakın 80 öncesinden bahsetmiyoruz. 5-10 yıllık bir zaman diliminden de bahsetmiyoruz. Sadece bu yıl ekim ayından bugüne.
Aşağıda toplayabildiğim kadarıyla 2007-2008 sezonu faşist saldırılarının bir dökümünü ayrıntılarıyla vermeye çalıştım. Tabii bir çoğu haber ve bir kısmı içerden yazıldığı için 1. tekil şahıs bir çok yerde kullanılmış durumda. Şimdiden açıklayayım, elbette onlar ben değilim. Atladıklarım olabilir, bulamadıklarım olabilir. Bildiğiniz farklı faşist saldırılar varsa eklerseniz sevinirim.saila toron, 13.05.2008 01:54 - Çukurova Üniversitesi’nde faşist saldırı
(23.10.07) - Ege Üniversitesi’nde sivil faşistlerle 3 gündür süren gerginliğin ardından bir devrimci öğrenci bacağından yaralanmıştı. ODTÜ’de faşistlerin organize ettiği yürüyüşün ardından halen daha gerginlik sürüyor.
Meslek Yüksek Okulu'ndaki faşist öğrencilerin öğretim görevlileriyle konuşmaları sonucunda dersler iptal edilmiş ve öğrenciler faşist güruhun düzenlediği yürüyüşe yönlendirilmişlerdir.
Bugün Adana merkezinde yapılacak yürüyüşe katılmak için saat 12.30’da Kültür Müdürlüğü önünde Atatürkçü Düşünce Kolu’nun çağrısıyla, çoğu Adana’nın ilçelerinden ve meslek yüksek okullarından toplanan sayısı 3 bini aşkın faşist güruh Adana’da Çukurova Üniversitesi içerisinde sloganlarla bir yürüyüş gerçekleştirdiler.
Ardından önceden planlandığı belli olan bir şekilde Kültür Müdürlüğü önünden ayrılan 2 bin kişilik faşist güruh R1 dersliklerine doğru yürüyüşe geçti. Küfür, hakaret ve sloganlarla yürüyen kitle R1 önüne geldiğinde saldırganlığını iyice arttırdı. Bu sırada R1 önünde toplanan devrimci, demokrat ve yurtsever öğrencilerin önü çevik kuvvet tarafından bir barikat kesildi. Barikat oluşturan polis, devrimci, demokrat ve yurtsever öğrencilerin alkışlı protestosu üzerine hiçbir uyarıda bulunmadan hedef gözetmeden plastik mermiler ve joplarla saldırıya geçti. Polisin saldırısının ardından bundan cesaret alan faşist güruh taş ve sopalarla saldırıya geçti.
İlk saldırının ardından standlara yönelen polis eşliğindeki grup, buradaki standları dağıtarak gazete, dergi, kitapları ve diğer eşyaları yaktılar.
Saldırının ardından faşist güruh çarşı merkezindeki eyleme katılmak için okuldan ayrılırken polislerde akşam saatlerine dek R1 önünde beklediler.saila toron, 13.05.2008 01:55 - Ege Üniversitesi’nde faşist provokasyon
(23.10.07) - Ege Üniversitesi politik faaliyetin sürekliliği ile geçen senelerde de sivil faşist odakların odağı olmuştu.
21 Ekim Pazar gecesi: İlk provokasyon
Gelinen yerde toplumda yaratılan histeri halinin etkisiyle 21 Ekim Pazar gecesi saat 21.30 civarında Kampüs içerisinde bulunan Bornova Öğrenci Yurdu’nda birkaç faşistin alkışlarla başlattığı bir eylem gerçekleşti. Haftalardır medyada boy gösteren şoven dalganın da etkisiyle öğrenciler bloklarından ayrılarak eyleme katılmaya başladılar. Aynı zamanda ışık söndürme eylemi gerçekleştirilmek istendi. Tescilli faşistlerden oluşan 9-10 kişilik bir grup tarafından yönlendirilen kitlenin sayısı 1000’e yaklaştı. Yurttan çıkarak kitle Bornova Meydanı’na kadar yürüyüş yaptı. Sivil polislerin ve güvenlik güçlerinin “aferin”leri ile sırtı sıvazlanan kitle daha sonra dağınık bir biçimde yurda geri döndüler.
22 Ekim Pazartesi: Olaylar tırmanıyor!
22 Ekim Pazartesi günü öğle saatlerinde ise faşist grup Ziraat Kafe’de toplandı. Ziraat Kafe’den başlayan yürüyüş hazırlık binasından geçerek Edebiyat Fakültesi’nin kenarından dolaştı ve kampüsü turladı. Yürüyüş sırasında üniversitenin devrimci, demokrat, antifaşist öğrencileri ise Edebiyat Fakültesi’nde toplanmaya başladılar. Eylemi yönlendiren sivil faşistler kitleyi devrimci, demokrat öğrencilerin karşısına, Edebiyat Fakültesi çimlerine kadar getirdiler. Burada karşılıklı sloganlaşmalar başladı. Kitlenin küfür içeren sloganlarına karşılık, devrimci öğrenciler cephesinden “halkların kardeşliği” çağrısı yükseltildi.
Eylem yapan sivil faşistler ve onların yönlendirdiği kitle hazırlık binasına çekilirken devrimcileri hedef alan saldırı girişimleri de oldu ancak bunlar boşa düşürüldü. Şoven faşist histeri atmosferine karşı devrimci öğrenciler “susma haykır halklar kardeştir” “faşizme karşı omuz omuza “ sloganlarıyla karşılık verdiler. Kitlenin Ziraat’e çekilmesiyle devrimci demokrat öğrenciler hazırlık binasının önüne sloganlarla yürüyerek teşhir konuşmaları yaptı. Sonrasında Edebiyat Fakültesi’nde bekleyiş sürdü.
23 Ekim Salı: Bir devrimci öğrenci bıçaklandı!
İki gün boyunca yükselen gerilimin ardından Salı günü devrimciler Edebiyat Fakültesi’nde buluşarak beklemeye başladılar. Aynı saatlerde faşistler ise Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak miting Ziraat Kafe’de toplanarak, buradan yine bir gün önceki gibi bir yürüyüş başlattılar. Yürüyüşe geçen faşistlerin güdümündeki kitleye karşı “yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı. Daha sonra 30 kişilik bir grubun sloganlarla kitlenin arkasından gitmesi ve bir ortaklığın sağlanamaması gerilimi yükselti. Mühendislik Kafe’de giden gruptan bir arkadaş şoven faşist atmosferi teşhir eden bir konuşma yaparken sivil faşistlerden biri tarafından BACAĞINDAN BIÇAKLANDI ve Medikoya kaldırıldı. Bu arkadaşı bıçaklayan faşist ise olay yerinde cezalandırıldı.
Saldırıyla karşılaşan grubun olayı haber vermek için Edebiyat’a döndüğü sıralarda, Edebiyat Fakültesi’ne dönüş yapan faşistlerle devrimci demokrat öğrenciler karşı karşıya geldi. Okula giren polisin araya kurduğu barikatın iki yanından karşılıklı sloganlar atılarak gerilim gittikçe yükseldi. Olası saldırıya karşı konumlanan öğrenciler atılan sloganlarla duruşlarını sergilediler. Faşist güruh uzaklaştıktan sonra da polis barikatı yaklaşık yarım saat okulun içerisinde kaldı ve sonra polisler de okulu terk ettiler.saila toron, 13.05.2008 01:55 - Yine Ege Üniversitesi
(25.10.07) - 23 Ekim günü Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan mitingden dönen bir grup faşist Edebiyat Fakültesi’nde devrimci öğrenci avına girişecek kadar pervasızlaştı. Akşam saatleri olmasından kaynaklı boş olan fakülteden tehditler savurarak uzaklaştılar.
24 Ekim günü ise 30-40 kişilik faşist grup öğle saatlerinde Edebiyat Fakültesi’ne küfürlerle geldi. Devrimci-demokrat öğrenciler faşist grubu sloganlarla karşılarken çevik kuvvet fakülte önüne yığınak yaptı. Karşılıklı sloganlaşmanın ve özellikle faşistlerin savurduğu küfürlerin ardından faşist grup dağıldı.
Zincirlerinden boşalan faşistler devrimci öğrencilerin yükselttiği “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Faşizme karşı omuz omuza!” sloganlarıyla defedildi. Edebiyat Fakültesi’ndeki bekleyiş bugün de devam etti. Tüm devrimci-demokrat öğrencilerin aldığı ortak kararla Edebiyat Fakültesi önünde herhangi gelişebilecek bir saldırıya karşı bekleyiş sürüyor…
Ayrıca Ege Üniversitesi’nde yaşanan olaylara dair 22 Ekim Milliyet gazetesinde çıkan “doğu”lu öğrencilerin kitle üzerine molotof kokteyli attığı yalan haberine karşı öğretim üyeleri imza toplama kampanyası başlattılar. Milliyet gazetesi tarafından dört basın ilkesinin çiğnendiğini belirten imza kampanyası devrimci-demokrat öğrenciler de destek veriyorlar.saila toron, 13.05.2008 01:56 - Çukurova Üniversitesi’nde saldırılar protesto edildi
26.10.07) - Toplumda estirilen şovenist histeri dalgası devam ediyor. Bir tarafta sınır ötesi operasyon tartışmaları yapılıyor, diğer tarafta halklar birbirine karşı kışkırtılıyor. Burjuva medya üzerine düşeni yerine getirerek faşizmin ve şovenizmin sözcülüğünü üstleniyor, insanları sokaklara çağırıyor. Yaratılan bu gerici atmosferin etkisiyle birçok ilde insanlar saldırganlaştırılıyor. Birçok ilerici, devrimci kuruma saldırı gerçekleştiriliyor. İnsanlar sokak ortasında linç edilmeye çalışılıyor.
En son Çukurova Üniversitesi’nde estirilen gerici dalgadan etkilenen ve faşistlerin organize ettiği mitingle “duygusal tepkileri”ni gösterenler, Çukurova Üniversitesi R1 derslikleri önünde oturan öğrencilere saldırmışlardı. Çevik kuvvetin saldırıyı başlatmasıyla beraber, tekbir sesleriyle “duygusal tepki” fiili saldırıya dönüşmüş, polisin sıktığı plastik mermilerle, coplarla onlarca öğrenci yaralanmıştı. Yaralı öğrencilerden bir tanesinin plastik mermi nedeniyle gözünü kaybetme riski var ve halen hastanede yatıyor.
23 Ekim günü günü yaşanan saldırılar ertesi gün okulda yaygın bir faaliyet yürütülerek teşhir edildi, halkların kardeşliği şiarı her zamankinden daha güçlü haykırıldı. Okulun birçok yerine afişler asıldı, bildirilerle yaşanan süreç anlatıldı ve teşhir edildi. 25 Ekim sabahı afiş ve bildirilerle faaliyet devam ettirildi.
Faaliyetlerin ardından saat 12.15’te Fen Edebiyat Fakültesi önünden yemekhaneye kadar bir yürüyüş düzenlendi. Eylemde “Üniversitemizde bilim ve özgürlük düşmanlarının istemiyoruz! Yaşasın halkların kardeşliği!” pankartı açıldı. Yürüyüş kitlesel ve coşkulu geçti. Yaklaşık 300 öğrencinin katıldığı eylemde yemekhane önüne gelindiğinde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada şunlar söylendi;saila toron, 13.05.2008 01:56 - “‘Bayrağını al gel !!!’ Bu çağrıları son dönemlerde çok sık duyar olduk. Her köşe başında birileri bizi linçlere, yağmalara, düşmanlığa çağırır oldu. Birçok devrimci, demokrat, yurtsever kurum basıldı. Faili belli insanlar tarafından kurşunlandı. Kürtler’in oturduğu mahalleler basıldı, esnafların dükkanları yağmalandı. Halkları birbirine kırdırmak için faşist gösteriler örgütlendi.
Bunun bir benzeri de üniversitemizde yaşandı. Kendine ‘ulusalcı, anti Amerikancı’ diyen bir grup faşist, üniversite yönetiminin de desteğini alarak, aralarına üniversiteyle uzaktan yakından alakası olmayan tipleri de alarak sözde ‘teröre lanet mitingi’ gerçekleştirdi. Mitingden sonra da dağılmayan azgın kalabalık, öğrencilerin olduğu R1’e doğru ırkçı-faşist sloganlarla yürüyüşe geçti. Buraya gelen faşist güruh burada öğrencilere önce sözlü sonra fiili saldırılarda bulunmaya başladı. Daha sonra polisinde desteğini alan grup sözlü sataşmaları da aşarak fiili saldırıya geçti.
Onlara göre R1 ‘terörist yuvasıydı’ ve dağıtılmalıydı. Tabii poliste görevini yerine getirmeli bu ‘terörist yuvasına’ saldırmalıydı. Dışarıdan gelen faşistler korunmalıydı. Bir grup faşisttin ve polisin kışkırtmasıyla bu çapulcu takımı R1 de oturan öğrencilere ‘allahu ekber’ nidalarıyla saldırdı. Polisler her zamanki gibi saldıran faşistlere destek olarak, saldırıya uğrayanlara plastik mermiler sıktı. Polisin bu saldırısı sonucunda onlarca arkadaşımız plastik mermilerle çeşitli yerlerinden yaralandı. Rastgele sıkılan bu mermilerle, kütüphaneden çıkan bir arkadaşımız gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Dersliklerin kapıları tutularak öğrencilerin derslere girmeleri engellendi. Fotoğraf çekmeye çalışan bir öğrenci azgınca dövüldü. Öğrenciler ve öğretim görevlileri gazlı boyalarla fişlenerek hedef haline getirildi. Bilim üretilmesi gereken üniversitede KİTAPLAR, DERGİLER YAKILDI. Her gün öğrencilerin olduğu R1’i polisler ablukaya alarak karakol kurdu.
Saldırıların ardından her zaman olduğu gibi, saldırıya uğrayan öğrenciler medya ve polisin de yardımlarıyla suçlanmaya ve saldırgan çapulcular aklanmaya çalışıldı. Kimisine göre bayrak yakılmıştı, kimisine göre 50 yaşında Türk bayraklı birisi dövülmüştü, kimisine göre sözlü ve fiili sataşmalarda bulunulmuştu vs., vs. Ama o gün orada olan, saldırıyı gözlemleyen ve saldırıya uğrayan öğrenciler biliyorlar ki bunların hiçbirisi olmadı. Gözü dönmüş güruh açık bir şekilde saldırıya gelmişti.
Biz bu saldıranları İnönü Üniversitesi’nde oruç tutmadığı için öldürülen öğrenciden tanıyoruz, biz bunları Gazi Üniversitesi’nde saçı uzun öğretim görevlisi ve öğrencilerin dövülmesinden tanıyoruz, biz bunları Muğla Üniversitesi’nde Arapça konuştuğu için bıçaklanan öğrenciden tanıyoruz, biz bunları Selçuk Üniversitesi’nde el ele tutuştukları için saldırıya uğrayan öğrencilerden tanıyoruz. Biz bunları Yahudiler bizden değildir deyip onları katleden, kitapları yakan Alman faşizminden tanıyoruz.
Bu saldırılar halkların kardeşliğine yapılmıştır. Bu saldırılar sınıf arkadaşına, oda arkadaşına, komşuna yapılmıştır. Bu saldırılar parasız, bilimsel, anadilde eğitim diyenlere yapılmıştır. Bu saldırılar bilime, sanata, kültüre, özgür düşünceye yapılmıştır. Bu saldırılar üniversiteye yapılmıştır.
Çok açık ki bu saldırılar halkları düşmanlaştıracak, daha fazla acı ve gözyaşı getirecek. Biz Çukurova Üniversitesi öğrencileri olarak bu saldırıların karşısında durmaya devam edeceğiz. Faşizmin oyununa gelmeyip kardeşliğin safında yerimizi almaya devam edeceğiz. Parasız, bilimsel, anadilde eğitim şiarını haykırmaya devam edeceğiz…”
İHD adına yapılan konuşmada yaratılmaya çalışılan şovenist dalgadan bahsedildi. Toplumun çatışma ortamına sürüklendiği, üniversitede yaşanan saldırının bu atmosferin bir parçası olduğu vurgulandı. Rektörlük ve polis kınandı, öğrencilerle dayanışma içerisinde olunduğu ifade edildi.
Açıklamaların ardından tekrar kortejler oluşturularak sloganlarla R1’e kadar yürüyüş sürdürüldü. Burada yapılan konuşmayla eylem bitirildi.saila toron, 13.05.2008 01:57 - Eskişehir
(09.11.07) - 8 Kasım günü şehir merkezinde gerçekleştirilen 6 Kasım eyleminin ardından eyleme katılan 4 arkadaşımız evlerine giderken faşistlerin saldırısına uğradı. Önce bir kişi, arkadaşlarımızı bir şeyler sorma bahanesi ile durdurdu. Ardından bir grup faşist ellerinde sopalarla arkadaşlarımıza saldırmaya başladı. Saldırı sonucunda iki arkadaşımız aldıkları darbe sonucunda yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Tedavinin ardından polis ifade alma bahanesiyle arkadaşlarımızı uzun süre bekletti, tehditler savurdu.
Son dönemde yükseltilen şoven dalgayla birlikte sivil faşistlerin ipleri çözüldü sokağa salındı. Bu olay da ülke genelinde artan faşist saldırıların bir parçasıdır.saila toron, 13.05.2008 01:58 - (09.11.07) - Eskişehir’de gerçekleştirilen faşist saldırıyı lanetlemek amacıyla bu akşam saat 17.00’de Adalar Migros önünde üniversite öğrencileri olarak bir basın açıklaması gerçekleştirildik.
Basın açıklamasında; yükseltilen şovenist dalgayla birlikte faşist saldırıların arttığı, bu tür saldırıların polis destekli bir saldırılar olduğu, faşist saldırılar karşısında yılmayarak sokakların bir grup faşist itlere bırakılmayacağı vurgulandı. Gerçekleştirilen bu faşist saldırılardan devletin tüm kurumlarıyla sorumlu olduğu belirtilerek halkların kardeşliği dile getirildi.saila toron, 13.05.2008 01:58 - Çanakkale
(12.11.07) - Çanakkale’nin Biga İlçesi’nde ülkücüler tarafından sürekli tehdit edildiği söylenen Atatürk Anadolu Lisesi 2. sınıf öğrencisi M.B. (15) kaldığı yurda giderken ülkücü bir grubun saldırısına uğradı. Saldırıdan kaçmak isteyen M.B’ye yoldan geçen kamyon çarptı. Kazada ağır yaralanan M.B Çanakkale Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak yoğun bakıma alındı. M.B’nin Kürtçe müzik dinlediği için yurtta kalan ülkücüler tarafından sürekli tehdit edildiği yurt idaresinin ise buna göz yumduğu iddia edildi.saila toron, 13.05.2008 01:58 - 17.11.2007
Gazi Üniversitesi’nde Asistana faşist saldırı
Dün akşam saatlerinde Gazi Üniversitesi’nde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi olan Servet Akyol faşistler tarafından saldırıya uğradı. Sopalı ve bıçaklı olan faşistlerin saldırısına uğrayan Akyol’un hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi. Saldırıya Akyol’un solcu kimliği, Eğitim-Sen 6. no.lu şube üyesi olması ve öğrenci temsilciliğini kazanmış olmasının neden olduğu tahmin ediliyor.
Bıçaklı faşistlerin Akyol’un yanındakileri tehditlerle uzaklaştırdığı ve diğer bıçaklı ve sopalı faşistlerin de Akyol’a saldırdığı edinilen bilgiler arasında. Vücudunda ezikler, ufak kesikler ve yüzünde de morluk ve çizikler oluşan Akyol’un akşam saatlerinde hastaneye götürüldüğü ve hayati bir tehliknin olmadığı öğrenildi. Olayı görüşen Eğitim-Sen 5 No.lu şubeye bağlı akademisyenlerin konuyla ilgili bir açıklama yapması bekleniyor.
Gazi Üniversitesi’nde daha önce de asistan Remzi Altunpolat, saçları uzun olduğu ve küpe taktığı için faşistlerce saldırıya uğramıştı. Profesor Kadir Cengizbay da faşistlerin tehditleriyle ders bırakmak zorunda kalmıştı.saila toron, 13.05.2008 01:59 - 26.11.2007
Okullarda milliyetçi terör
Son aylarda tırmanan milliyetçi ve şoven dalga okulları da etkisi altına aldı. Gümüşhane'de ıoo civarında üniversite öğrencisinin gördükleri baskılara dayanamayarak okulu bıraktıkları iddia edilirken, Çanakkale'de de bir üniversite öğrencisi telefonda annesiyle Kürtçe konuştuğu için dayak yediğini söyledi. Muğla Üniversite-si'nde okuyan Kürt ve solcu öğrenciler ise, kampus içinde ülkücülerin, dışarıda ise polisin hedefi haline geldiklerini söyledi.
GÜMÜŞHANE KTÜ'DE SALDIRI
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Gümüşhane Meslek Yüksek Okulu'nda öğrenim gören Kürt kökenli öğrencilerin bir süredir okul binasında, kantinde ve yurtlarda baskı gördükleri ve milliyetçi grupların sözlü ve fiili saldırılarına maruz kaldıkları iddia edildi. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun korktukları için şikayetçi olamadığı, güvenlik endişesiyle yetkili mercilere ve okul yönetimine başvuranların da bir sonuç alamadığı ifade edilirken, baskılara maruz kalan öğrencilerin eğitimlerine ara vererek gruplar halinde Gümüşhane'yi terk ettikleri iddiası ortalığı karıştırdı. Kentte okulu bırakan öğrencilerin sayısının 100'e ulaştığı belirtildi.
ÇOMÜ'DE KÜRTÇE KONUŞTU DAYAK YEDİ
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde (ÇOMÜ) okuyan Kürt kökenli İkram Kara adlı öğrencinin kaldığı yurtta annesiyle telefonda Kürtçe konuştuğu için milliyetçi bir grup tarafından tartaklandığı iddia edildi. Kredi Yurtlar Kurumu'na ait yurtta meydana gelen olayda, telefonda Kürtçe konuşan öğrencinin odasından zorla çıkarıldığı ve "reis" diye hitap edilen bir kişinin odasında 9 kişilik bir grubun saldırısına uğradığı ifade edildi. Kara, saldırgan grubun kendisini, "Burada Kürtçe konuşmayacaksın, konuşursan seni öldürürüz" diyerek tehdit ettiğini söyledi. Tehdit edilen öğrencilerden Eyüp Kar ise, can güvenliği olmadığı için yurttan ayrılmak zorunda kaldığını ifade etti.
MUĞLA'DA HEDEF HALİNDELER
Muğla Üniversitesi'ndeki Kürt ve solcu öğrenciler, kampus içinde ülkücülerin, dışarıda polisin hedefi haline geldiklerini söyledi. Sözlü saldırı ve tehditlere maruz kaldıklarını belirten öğrenciler, sokağa dahi çıkamadıklarını, bir çok arkadaşlarının can güvenliklerinin olmadığı gerekçesiyle Muğla'yı terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekti.
Muğla Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Hazırlık Sınıfı öğrencisi Ramazan Kılınç, bir ay öncesinde başlayan taciz ve hakaretlerin okul basma ve öğrencileri dövmeye kadar ilerlediğini, ancak
bunun karşısında sessiz kalan Muğla polisinin kendilerini hedef haline getirip gözaltına aldığını söyledi. Kılınç, "Polis gittiğimiz kafeyi basıp, bizi döverek gözaltına aldı. Polis otosuna bindirildikten sonra ise durum daha beter oldu oturacak yerler olmasına rağmen hepimizi üst üste bindirip arabanın perdelerini de kapatarak 'atış serbest' diyerek vurmaya başladılar. Bir arkadaşımızın kafası kırıldı. Gözaltında da aynı muamele devam etti" dedi. Daha sonra serbest bırakıldıklarını ancak tehditlerin arttığını belirten Kılınç, "Hem Muğla Emniyet Müdürlüğü çevik kuvvet polisleri, hem de ülkücülerin tacizleri, küfürleri devam ediyor. Bir çok öğrenci arkadaşımız bu tehditlerden kaynaklı Muğla'yı terk etti."saila toron, 13.05.2008 01:59 - 28.11.2007
Baskıları protesto ettiler
Muğla Üniversitesi’nde öğrenciler, ülkücülerin üniversite yönetiminin himayesinde okulda cirit attıklarını, polislerin kendilerine saldıran ülkücülere ılımlı davrandığını belirtti.
Muğla Sınırsızlık Meydanı’nda bir araya gelen öğrenciler adına açıklama yapan Mirkan Halisdemir ülke genelinde estirilen ırkçı-şoven havanın Muğla’da da kendini gösterdiğine dikkat çekti. Ülkücülerin öğrencilere karşı terör estidiğini, Kürt öğrenciler küfürlerle minibüslerden indirildiğini, Kürtçe konuştukları için ‘terörist’ denilerek tartaklandıklarını söyleyen Halisdemir, Üniversite yönetiminin yaşananlara sessiz kaldığını, saldırılarına göz yuman Muğla Emniyet Müdürlüğü ve Muğla Valiliğinin ise ‘İlimizde huzuru bozanlar cezasız kalmayacaktır’ diyerek yine kendilerini hedef gösterdiğini belirtti. “42 öğrenci sorgusuz sualsiz coplanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğrencilerin, okullara ve sınavlarına girmeleri engellendi. Gözaltının ardından birçok öğrenciye, darp izleri olmasına rağmen doktorlar rapor vermedi” diyen Halisdemir, yerel medya kuruluşlarının da kendilerini hedef gösterdiğini belirtti. Açıklamaya Eğitim-Sen Muğla Şubesi ile İHD de destek verdi.saila toron, 13.05.2008 01:59 - 03.12.2007
Muğla’da faşist saldırı!
(03.12.07) - Muğla Üniversitesi’nde bir dönemdir devrimci, demokrat ve yurtsever öğrencileri hedef alan faşist saldırılar sürüyordu. Son olarak Meğmet Kığılı isimli bir öğrenci faşistlerin saldırısına uğradı. Sınırsızlık Meydanı’nda faşistlerin pusu atarak saldırdığı Kığılı bıçaklandı ve hastaneye kaldırıldı. Kığılı Muğla Devlet Hastanesi’nde tedavi ediliyor.saila toron, 13.05.2008 02:00 - 06.12.2007
Kocaeli’nde faşist saldırı
(06.12.2007) - 6 Aralık akşamı saat 20.00 sularında evine giden Kocaeli üniversitesi öğrencisi Korel Topaloğlu, İzmit cumhuriyet parkı mevkiinde iki faşistin bıçaklı saldırısına uğradı. Çevrede bulunan halkın araya girmesiyle yara almadan kurtulan Topaloğlu, faşistlerin “seni mahvedeceğiz vb..” tehdit ve küfürlerine maruz kaldısaila toron, 13.05.2008 02:00 - Trabzon’da faşist saldırı
(08.12.07) – Devrimci öğrenciler 5 Aralık günü saat 13.00 surlarında KTÜ Hazırlık Bölümü kantininde referandum çalışmasını yaptıkları sırada faşistlerin saldırısına uğradılar. Masada 2 öğrenciyle referandumda talepleri üzerine sohbet ederken 2 faşist, “bunları burada yapamazsınız” diyerek saldırıya geçti. Referandum kağıtlarını alarak yırtmak isteyen faşistler, masalarına oturulan ve sohbet edilen iki öğrenciye de yönelerek, onlara da yumruk atmaya ve küfür etmeye başladılar. Faşistlerin saldırısına gerek devrimci öğrenciler, gerekse referandum üzerine sohbet edilen öğrenciler karşılık verdi.
Yaşanan arbede sırasında devrimci bir öğrenci saldırıyı teşhir etmek için kantinde oturan öğrencilere seslendi ve faşistlerin gençliğin geleceksizliğe verdiği en basit bir tepkiye dahi tahammülsüz olmasını teşhir etti. Darp alan öğrencilerin faşistlerin saldırısına yumruklarla cevap vermesi üzerine faşistler, “bu üniversitede bizim borumuz öter” diyerek hızla kaçtılar. Saldırıya uğrayan öğrencilerle birlikte suç duyurusunda bulunulduktan sonra darp alanlar hastaneye sevk edildi.saila toron, 13.05.2008 02:00


